Hakan Turgut | Kitaplar | Konuşma Daveti | Sunumlar | Sihirli Değnek | İletişim

Makaleler

Nasıl Emekli Olunur?

Çoğu insan, çalışma yaşına geldiği andan itibaren finansal olarak üç şey için çalışır:

  1. Ev
  2. Araba
  3. Emeklilik

Bunlardan maliyeti en yüksek olan emekliliktir. Emekli olabilmenin birçok yolu varsa da, emekli olup da içinde bulunduğu koşullardan memnun kalan insan sayısı yok denecek kadar azdır. Geçtiğimiz senelerde bir belediye otobüsünde başımdan bir olay geçti. Duraklardan birinde otobüse istiklâl madalyalı, çok yaşlı ve ama son derece sağlıklı, üzerinde askeri üniforması olan ak sakallı bir dede bindi. Binerken otobüsün şoförüne güler yüzüyle bir selam verdi. Son derece keyifli görünüyordu. Neşesinin yanı sıra iki dünya savaşı görmüş biri için oldukça sağlıklı bir görünümü vardı. Gazi kartını göstererek otobüse bindikten sonra yüzündeki gülen ifadeyi hiç bozmadan bir gence doğru yöneldi ve "Kalk bakalım oradan, orası benim yerim." dedi. Gerçekten de kamuya ait araçlardaki belli yerler gerektiğinde gazi, sakat ya da yanında çocuk olan hanımlara aittir. Genç çocuk, gazinin bu tatlı sert tavrından oldukça hoşlandı ve gülerek yerini verdi. Sonra birkaç kişi hangi savaşta gazi olduğunu sorunca adam anılarını anlatmaya başladı. Bu yaptığım en keyifli belediye otobüsü yolculuklarından biri olarak anılarıma yerleşti. Şimdi bu hikayenin emeklilik başlığı altında yerinin ne olduğunu merak ediyor olabilirsiniz. Bunu da ilerleyen kısımda sizinle paylaşacağım.

Emeklilik Yıllarında Harcamalar Neden Yüksektir?
Yaşlılık ve emeklilik yıllarının, hayatımızdaki maliyeti en yüksek dönem olmasının birkaç sebebi vardır. Bu dönemde çocuklarınızı evlendirebilir, onlara iş kurabilirsiniz, çalışmıyorlarsa onları finanse edebilir, büyük bir harcama kalemi olan otomobillerini alabilirsiniz. Kendi sağlık harcamalarınız aynı dönemde yaşa da bağlı olarak yükselebilir, emeklilikle birlikte kazancınız düşeceği ama yaşam standardınızı düşürmek istemeyeceğiniz için, alışana kadar kısa süreli bir şok geçirebilirsiniz. Torunlarınız varsa onlara para sarf etmek, yada seyahat etmeyi seviyorsanız ve sağlığınız el veriyorsa gezilere çıkmak isteyebilirsiniz. Emeklilik dönemindeki giderlerinizin neden yüksek olduğuna dair örnekleri çoğaltabiliriz. Herkesin kendine göre farklı sebepleri olacaktır. Burada gerçek olan bir şey varsa, o da insanların önemli bir bölümünün emekli olduğunda yaşam standardının düştüğüdür.
Ülkemizde maalesef ciddi bir emeklilik kuyruğu krizi yaşanıyor. Teknoloji bu kadar gelişmiş olmasına ve emeklilerin maaşlarını bankamatiklerden asgari zaman kaybı ile çekebilmelerine rağmen, kuyrukların sonu gelmiyor. Banka kuyruklarının bu kadar uzun olmasının çok basit bir sebebi var. Emekli olan insanların önemli bir bölümü, nakit parası olmadığından ve maaş alma dönemlerine kadar ekonomik olarak zar zor ayakta durduğundan kuyruğa girmeden para çekmek için birkaç gün bekleyemiyor. Yaşadıkları stres dolayısıyla sağlıkları da zarar görebiliyor, hatta bu kuyruklarda yaşamlarını kaybedenler bile olabiliyor. Bunlar gerçekleşmesi arzu edilen durumlar değil ama, maalesef ülkemizin gerçekleri arasında yer alıyor.
Size iki farklı emeklilik profili çizmeye çalıştım. Bana sorarsanız yaşlı olan herkes hem geleneklerimiz, hem de insanlık ve ahlak anlayışımız gereği hürmete layıktır. Bu insanlardan herhangi birinin üzüldüğünü görmek ya da yaşam koşullarının o kişinin aleyhine geliştiğine şahit olmak bana acı veriyor. Günahıyla sevabıyla, acısıyla tatlısıyla bir ömrü kendine, ailesine ve ülkesine hizmet ederek geçirdikten sonra herkesin biraz eğlenmeye hakkı olduğunu düşünüyorum.

Sosyal Güvenlik Sistemi
Sosyal güvenlik sistemimiz yeterli bir yaşam standartlarını şu an için bize sunamasa da, bu konuda özellikle son birkaç yılda yapılan reformlar ve hükümetlerin konu üzerinde hassasiyetle durması beni bir vatandaş olarak mutlu ediyor. Avrupa Birliği’ne uyum yasaları çerçevesinde gerçekleştirilen reformlardan sosyal güvenlik sistemimiz de nasibini aldı. Buna göre sosyal güvenlik sistemimiz tek çatı altında toplandı ve 2006 yılından itibaren de bunun pilot uygulamalarına başlandı. Şu anki uygulamaya bakıldığında sosyal güvenlik sistemimizdeki sosyal sigortalar kurumu, bağ-kur, emekli sandığı ve munzam sandıklar tek çatı altında birleşti ve sosyal güvenlik kurumu adını aldı. Munzam sandıklar da Akbank, İş Bankası gibi kurumların kendi çalışanlarını kapsayan emeklilik sandıklarıdır. Sosyal sigortalar kurumu bir işverene hizmet veren çalışanları kapsar. Bağ-kur, kendi işini yapan bağımsız iş sahiplerini kapsar. Emekli sandığı ise kamu çalışanlarına hizmet veren sosyal güvenlik kurumudur. Eskiden her bir kurumun ayrı emeklilik şartları varken, bugün itibarıyla ortak bir standart benimsenmiş ve 25 yıl sigortalı olan herkesin erkeklerde 60, kadınlarda 58 yaşında emekli olmasına karar verilmiştir. Hatta bu yüzden sosyal güvenlik sistemi insanlar mezarda emekli olacaklar şeklinde protesto edildi ve eleştirildiyse de bu çok yerinde ve olması gereken bir hamleydi. Çünkü eski sisteme göre insanlar 25 yıl prim ödeyip 43 yaşında emekli olduğunda ortalama yaşam beklentisinin erkeklerde 69, kadınlarda 74 olduğu ülkemizde sistem açık vermek durumunda kalıyordu. Belki anne babamızın erken yaşta emekli olmasına seviniyoruz ama bir yandan da sosyal güvenlik sisteminde bütçe açığı oluşuyor ve bu açıklar haklı olarak aktif sigortalılardan tahsil edilmeye çalışılıyor. Benim babamda 43 yaşında emekli olanlardan ama onun finansmanının bir kısmını ödediğim sigorta primleriyle bugün ben karşılıyorum. Yarın torunu da karşılayacak ve eğer yapılmış olan reformlar gerçekleşmeseydi hem vatandaş olarak bizim, hem de Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin üzerine bu sosyal güvenlik açıkları yük olabilirdi. Konuya bu açıdan bakmanın ve hem kendimizin hem de ülke ekonomimizin kazanacağı bir model üzerinde durmak bu yüzden çok önemlidir. Yukarıdaki gazi örneğini sizinle paylaşmamın sebebi de buydu. Ben sahibi olduğum her şeyin milliyetçisiyim ve bu ülke insanların canları karşılığında kurulmuş. Öyleyse önce o insanlara hak ettikleri yaşamı ve değerleri sonra da kendimize sunmak durumundayız ve bunun ilk adımı bireysel olarak sosyal güvenlik sistemimize güvenmekten ve onu desteklemekten geçiyor diye düşünüyorum.
Sosyal güvenlik sistemi ile sigortalı olmak zaten zorunludur. Ancak anlayamadığım sebeplerden ötürü gerek işverenlerde, gerekse işçi olarak çalışanlarda sigortaya hak ettiği değer verilemeyebiliyor. Bir işçi sigortasının ödenmemesi onun yerine sigorta bedelinin maaşına eklenmesini talep edebiliyor, ya da bir işveren sigorta primlerini ödemeyebiliyor, ödediklerini düşük basamaktan ödeyebiliyor. İşin ilginç yanı o işverenlerin mali müşavirleri ya da muhasebecilerinin bir kısmı düşük basamak primi ödettikleri için işverenlere bununla övünebiliyorlar. Sigorta ödemelerinden kaçınmanın ya da sosyal güvenlik sistemine gereken değeri vermemenin maliyetleri üzerinde biraz durmak istiyorum. Sigortalı olmanın yararlarını sıralayalım:

  • Hastalandığınızda sağlık yardımları alırsınız, ücretsiz tedavi imkanlarından ve ucuz ilaç temin etme imkanlarından kendiniz için ve bakmakla yükümlü olduğunuz aileniz için faydalanabilirsiniz. Eğer bakmakla yükümlü olduğunuz kişilerin içinde eşiniz ve çocuğunuz olabildiği gibi anne babanız varsa onlar da bu imkanlardan faydalanabilirler.
  • İş kazası geçirmeniz ya da meslek hastalığı yaşamanız durumunda çalışamadığınız günler için size ödeme yapılır ya da sürekli olarak iş göremez hale gelirseniz maaşa bağlanırsınız. Böylece en değerli finansal kaynağınız olduğunu söylediğim para kazanabilme becerinizi garanti altına almış olursunuz.
  • Analık durumu söz konusu olduğunda parasal olarak gebelik, doğum ve emzirme yardımları sağlanır.
  • Yaşamınızı kaybetmeniz durumunda eşinize, çocuklarınıza ya da bakmakla yükümlü olduğunuz anne babanıza maaş bağlanır ve cenaze masraflarınız karşılanır.
  • Emekli olduğunuzda ise emekli maaşına bağlanırsınız ve bakmakla yükümlü olduğunuz kişiler için sağlık yardımlarından faydalanırsınız.

Sosyal güvenlik sisteminin yukarıda sıraladığım yararlarını hiçbir özel sigorta şirketinden alamayacağınız gibi, kendiniz çok düzenli bir şekilde birikim yapsanız bile emeklilik yıllarında kritik bir hastalık geçirmeniz durumunda birikimlerinizin bir anda eridiğine şahit olabilirsiniz. Para, maalesef kazanıldığından çok daha çabuk harcanıyor.

Emekli Olduğunuzda Ne Kadar Maaş Alacaksınız?
Bağ-kur istatistiklerinden birini sizinle paylaşmak istiyorum. Bağ-kur’da 1479 sayılı kanuna göre aktif sigortalı olan kişilerin %90’0 12. basamağa kadar prim ödüyor. Toplam 24 basamak var ve bu basamaklardan birinci basamak en düşük seviyeyi, yirmi dördüncü basamak ise en yüksek seviyeyi ve sosyal hakları simgeliyor. Toplam aktif sigortalıların %34’ü ise 12. basamakta yer alıyor. Bunun sebebini de paylaşayım, eğer bağ-kur sigortalısı iseniz birden on ikiye kadar istediğiniz basamaktan sigortalılığınıza başlayabiliyorsunuz. Ancak birinci basamaktan da üçüncü ya da beşinci basamaktan da başlasanız kanunen her yıl otomatik olarak basamağınız bir basamak yükseltilir. Dolayısıyla birçok insan on ikinci basamaktan daha düşük bir seviyeden başlamasına rağmen zaman içinde seviyesi yükseltiliyor. On ikinci basamaktan sonra basamak yükseltmek isteğe bağlı olduğundan orada insanlar durmayı tercih ediyor ve %34 gibi bir oranda yığılma gerçekleşiyor. On ikinci basamaktaki bir sigortalı 2009 yılı itibarıyla aylık 260 TL prim ödüyor. Bu basamaktan emekli olan birinin alacağı emekli maaşı ortalama 650 TL’dir. Şimdi size sormak istiyorum, bugün itibarıyla emekli olsaydınız ve size 650 TL emekli maaşı bağlansaydı bu parayla geçinebilir miydiniz? Cevabın ne olduğunu hepimiz biliyoruz, bu durumda yapılması gereken sosyal güvenlik sistemine güvenmek, mümkün olan en yüksek primleri zamanında ödeyerek sahip olabileceğimiz en yüksek emeklilik imkanlarına sahip olmaktır. Türkiye’nin en iyi emeklilik koşullarına sahip olan ilk %10’un içinde yer alabilmek için sadece isteğe bağlı olarak on üçüncü basamağa yükselmeniz bile yeterlidir. Üniversite sınavlarına hazırlanan öğrencilere sürekli olarak verilen bir örnek vardır. Başarılı bir öğrenci ile başarısız bir öğrenci arasındaki fark çok küçüktür. İkisi de derslere devam eder, ikisi de okula gidip gelir, ikisi de ödevlerini yapar, ancak başarılı olan sadece ödev yapmakla kalmaz aynı zamanda kendisi de birkaç saat zaman ayırıp derslerine çalışır. Bunun sonucunda da milyonların girdiği üniversite sınavlarında yüz binlerin önüne geçebilir. Yaşam, en zorlu sınavdır. Üniversite sınavının telafisi mümkündür ama kaybolan zaman maalesef geri gelmiyor. Bugün elinize toplu olarak para geçse ve deseniz ki alın şu parayı beni emekli edin ve bana hastalanırsam sosyal haklar sağlayın, ne sosyal güvenlik sistemi ne de özel sigorta şirketleri sizin için bunu yapamaz. Paranız olabilir ama zamanınız yoktur. Zaman birçok durumda paradan daha değerlidir. Bu yüzden emeklilik planlama sürecinin hem zorunlu hem de birinci aşaması sosyal güvenlik sistemidir. Sosyal güvenlik sistemine dahil olup düzenli olarak primlerinizi ödediğinizde hem sağlık yardımlarına kavuşabilir hem de emekli olduğunuzda ne kadar maaş alacağınızı yaklaşık olarak bilirsiniz. Bu durumda geriye kalan, sizin istediğiniz yaşam standardını emekli olduğunuzda da sürdürebilmeniz için ne kadar emeklilik yatırımı yapmanız gerektiğinin cevabını vermek ve bu doğrultuda hareket etmektir.        
Yazının başında verdiğim istiklal madalyası sahibi gazi örneğine dönecek olursak, hem onlar hem de biz rahat bir yaşamı hak ediyoruz. Yaşam standartlarımızın daha yüksek olabileceği ülkemizde yaşam kalitemizin Amerika Birleşik Devletleri ve Avrupa ülkelerinden daha yüksek olduğunu düşünüyorum. Yaşam standardını yükseltmek kolaydır ama yaşam kalitesini yükseltmek zordur. Yaşam standardı altyapı, sermaye ve teknoloji ile ilgiliyken, yaşam kalitesi insanlarla ve kültürle ilgilidir.

Emeklilikte Yaşam Standardınızı Yükseltmenin Yolları
Yaşam standardımızı çeşitli yollardan yükseltebiliriz. Emekli olmanın bence en iyi yolu sosyal güvenlik sistemidir, çünkü aldığınız emekli maaşının kat kat üstünde olan sağlık giderlerini bu sistem karşılar ve sadece sağlık giderleri bile düşünüldüğünde bu çok ciddi bir rakamdır. Emeklilik standardımızı yükseltebilmek için sosyal güvenlik sistemine bağlı kalmak yeterli olmayacaktır. Bunun için de kişisel olarak fazladan bazı emeklilik yatırımları yapmamız gerekir.
Ülkemizde sosyal güvenlik sisteminden emekli olma imkanının yanı sıra özel hayat sigortaları ve bireysel emeklilik sistemi uygulamaları vardır. Hayat sigortaları birikimli ve birikimsiz olmak üzere ikiye ayrılır. Birikimsiz hayat sigortalarında sadece teminat varken, birikimli hayat sigortalarında teminatın yanı sıra fon da oluşur. Hayat sigortasına sahip olan birine kanunen onuncu yıldan itibaren emekli olma hakkı tanınır. Bunun için hayat sigortası sahibinin 10 yıl boyunca primlerini ödemiş olması gerekmektedir. On yıllık sürenin sonunda, sigortalı isterse o ana kadar ödediği, birikim fonunda toplanan parayı toplu olarak alır, yada  kendisini emekli maaşına bağlatabilir. Böylece kişi, sosyal güvenlik kurumunun emeklilik sistemine ek olarak bir emekli maaşı elde etme imkanına kavuşur. Aynı zamanda emekli olana kadar geçecek olan süre içinde, teminatları arasında bulunması şartıyla tehlikeli hastalıklara, maluliyete, yaşam kaybına kendini sigortalamış olur. Hayat sigortası sahiplerinin yatırım yaparken en az 10-15 yıllık bir vadede düşünmelerini ve hayat sigortasını bu şekilde değerlendirmelerini öneririm. Hayat sigortası yatırımını kısa vadeli olarak düşünüyorsanız, birikimsiz hayat sigortası almalısınız; çünkü emeklilik şartı, en az on yıl primlerin düzenli olarak ödenmiş olmasıdır. İlk üç yıl için primlerinizin tamamını ödemediğiniz sürece birikim fonunuzdaki tutarı da geri çekemeyeceğiniz için, kısa vadede birikimsiz bir hayat poliçesi sahibi olmanız daha doğru olabilir. Kişinin yaşı henüz gençse, primlerini ödeme gücü de varsa, on yıllık sürenin sonunda emekli olmayıp ya da parasını toplu olarak almayıp ödemelerini devam ettirebilir. Bu durumda devam edebileceği sürenin üst sınırı 30 yıldır. Ne kadar uzun süre sigortalı olarak kalırsanız, alacağınız emekli maaşı da o derece yüksek olacaktır. Dolayısıyla hayat sigortanız varsa ve on yıllık süreyi aştıysanız ya da yaklaştıysanız, çok yaşlı değilseniz, ödemelerinizi yapabilme gücünüz olduğu müddetçe emekli olmamanızı tavsiye ederim. Hayat sigortalarındaki birikim fonu onuncu yıldan sonra paranın zaman değerinin etkisiyle kartopu gibi büyür. Birikim fonunuzdaki para ile ödeyeceğiniz yeni primler bir araya gelir ve bu tutar sizin adınıza sigorta şirketi tarafından yatırım araçlarında değerlendirildiğinde güvenli bir gelecek inşa etmiş olursunuz. İşte tam bu noktada sadece iki kez emekli olma şansına sahip olmakla kalmayıp, aynı zamanda paranın sizin için çalışmasını da sağlamış olursunuz. Hayattan intikam almak diye pek hoşlanmadığım bir deyim var. Hayat biz ona ne verir ve ondan ne istersek bize onu sunar ve bence yeterince cömerttir. Ama yine de hayattan intikam alma kaygısı olanlar varsa, ikinci emeklilik imkanı ile bunu yapabilirler.

Üçüncü Bahar
İkinci baharı yaşamak güzel olabilir, peki üçüncü bahara ne dersiniz? Kulağa çok hoş geliyor değil mi? Hayat sigortanız olduğunu düşünelim. Duyarlı olduğunuz ve primleri ödeyebildiğiniz için aynı zamanda bireysel emeklilik sigortasına da sahip oluyorsunuz. Bu durumda üçüncü bahar şansı sizin için vardır. Bireysel emeklilik sistemi, hem ülke ekonomimiz adına hem de insanlarımız adına bence çok iyi bir araç oldu. Bu sistem sayesinde emeklilik bilinci zihinlerimizde biraz daha fazla yer etmiş oldu. Bireysel emeklilik sistemi ile hayat sigortaları benzer özelliklere sahip olmakla birlikte yatırım biçimleri ve emeklilik yaşı bakımından birbirinden ayrılırlar. Bireysel emeklilik sisteminde de düzenli olarak prim ödeyerek emekli olursunuz. Hayat sigortasından bir farkı, bireysel emeklilik sisteminde teminat olmamasıdır. Yatırdığınız para olduğu gibi birikim hesabınıza yansır. Aynı zamanda bireysel emeklilik fonlarından seçerek paranızın hangi fonlarda ve yatırım araçlarında değerlendirilmesini istediğinize karar verebilirsiniz. Hayat sigortalarında yatırım kararlarınızı ve yatırım araçlarınızı kendiniz belirleyemezsiniz. Bireysel emeklilik sisteminde de hayat sigortalarında olduğu gibi 10 yıllık bir süre boyunca prim ödediğinizde emekli olma hakkını elde edersiniz. Ancak hayat sigortalarında yaş sınırlaması yokken, bireysel emeklilik siteminde vardır. 25 yaşında hayat sigortası yaptıran bir insan 35 yaşında emekli olma hakkına sahip olabilirken, aynı durum bireysel emeklilik sistemine dahil olan bir kişi için geçerli değildir. Bireysel emeklilik sisteminde 10 yıl boyunca düzenli olarak primlerinizi ödemiş olsanız bile aynı zamanda 56 yaşını doldurmuş olmanız beklenir. Ancak 56 yaşını doldurduktan sonra ve toplamda 10 yıl boyunca prim ödemişseniz emekli olma hakkına sahip olursunuz. 36 yaşında bireysel emeklilik sistemine dahil olup 46 yaşınıza geldiğinizde 10 yıllık prim ödeme süresini doldurduysanız, karşınıza üç seçenek çıkar. Birincisi, prim ödemelerinizi durdurabilir, 56 yaşına gelene kadar bankada değerlendirilmesini sağlayabilir ve o yaşınıza geldiğinizde de emekli olabilirsiniz. İkincisi, prim ödemelerinize devam edebildiğiniz noktaya kadar devam edip 56 yaşında emekli olabilirsiniz. Üçüncüsü, ihtiyacınız olması durumunda hesabınızda birikmiş olan parayı toplu olarak çekebilirsiniz, ancak bu durumda emeklilik hakkınızı kaybetmiş olursunuz.

Bireysel Emeklilik Sistemindeki Gizli Maliyetler
Bireysel emeklilik sistemi bize üçüncü baharı yaşatabileceği gibi, doğru yapılmazsa zarara da uğratabilir. Bu yüzden sistemin kapsadığı unsurları ve gizli maliyetleri de bilmek gerekir. Gizli maliyetleri aşağıdaki şekilde inceleyebiliriz.

  • Giriş Aidatı: Giriş aidatı tutarı, teklif formunun imzalandığı tarihte geçerli aylık brüt asgari ücretin yarısını aşmayacak şekilde emeklilik şirketleri tarafından belirlenmektedir. Giriş aidatı tahsil edilip edilmeyeceği, edilecekse nasıl tahsil edileceği teklif formunda ve emeklilik sözleşmesinde açıkça belirtilmelidir. Başka bir şirketten aktarım durumunda giriş aidatı ödenmez. Sistemden çıkılmak istenmesi durumunda da giriş aidatı katılımcıya iade edilmez. Bu yüzden bireysel emeklilik sistemini kısa ya da orta vadeli bir tasarruf aracı olarak görmemek gerekir.
  • Katkı Payı Ödemelerinden Yapılan Kesintiler: Bireysel emeklilik sistemine girmek için sözleşmenin imzalandığı tarihteki brüt asgari ücretin en az %5’i kadar katkı payı (aidat) ödemek gerekiyor. Bu aidatların tutarını emeklilik şirketleri kendileri belirliyorlar. Ancak sisteme giren kişiler giriş aidatının yanı sıra bazı ek maliyetleri de ödemekle yükümlü oluyorlar. Bunlar:
    • Katkı payları üzerinden %8 oranını aşmamak kaydıyla yönetim gideri kesintisi,
    • Fonun net varlık değeri üzerinden hesaplanan, azami günlük %0,0010 oranında fon işletim gideri kesintisi,
    • Bir yıldan fazla ödemeye ara verme durumunda, bireysel emeklilik hesabına ilişkin olarak emeklilik gözetim merkezine ve saklayıcı kuruluşa şirket tarafından ödenen sabit giderleri aşmayacak şekilde belirlenmiş ara verme kesintisi.
  • Vergi: Bireysel emeklilik sistemi sayesinde, ücretli çalışanlar ile gelir vergisi mükellefleri, beyan ettikleri kazancın %10’unu ve asgari ücretin yıllık tutarını aşmayacak şekilde ödedikleri katkı paylarını gelir vergisi matrahından indirebilmektedir. Ancak giriş aidatı olarak ödenen tutar vergi matrahından indirilemez. Bunun yanı sıra katılımcının sistemden 10 yıllık prim ödeme süresini doldurmadan ayrılmak istemesi durumunda birikimleri üzerinden %15 stopaj kesintisi, 10 yıllık süreyi doldurmuş ve primlerini ödemiş olmasına rağmen emekli olmadan sistemden çıkmak istemesi durumunda ise %10 stopaj kesintisi yapılır. Sistemden emeklilik hakkı kazandıktan sonra ayrılan katılımcıdan %3,75 stopaj kesintisi dışında vergi alınmamaktadır.  

Sonuç
Sosyal güvenlik sisteminin yanı sıra, hayat sigortanızdan ve bireysel emeklilik sisteminden emekli olmanız durumunda, birçok insan tek emeklilik maaşı alırken, siz üç maaş birden alma şansına sahip olursunuz. Yaşlandığında torunlarını sevme hayali olan birçok insan var çevremde, ancak genelde yaşlılar geçim dertleriyle uğraşmaktan torun sevecek zaman ve imkanı pek bulamayabiliyorlardır. Eğer üç farklı emeklilik maaşınız varsa, çok yüksek bir yaşam standardınız olmasa da, torunlarınızın keyfini çıkarmaya imkânınızın olacağını garanti edebilirim.
Vapurlarda seyyar satıcılar satış yaparlarken bir ürün gösterirler ve fiyatını söylerler. Diyelim ki bu tükenmez kalem olsun, “Efendim elimde görmüş olduğunuz kalem Türk malı olup birinci sınıf yazı yazar, bitmek tükenmek bilmez, en güzel, en kârlı anlaşmaları imzalamanız için tasarlanmıştır, bakkalda markette 10 TL olan bu kalemi ben sadece 5 TL karşılığında size getiriyorum. Direk üreticisinden aldığım için bu kadar ucuz, ancak bu kaliteli kalemi verip sizi göndermiyoruz, aynı zamanda yanında yine Türk malı olan bir pilot kalem veriyorum. Yeter mi, hayır, bir de altı renkli boya seti veriyorum; çocuğunuza, yeğeninize hediye edin, gönül alın efendim. Yetmedi, bir de silgi veriyorum, kesinlikle silerken kağıdı yırtmaz, yıpratmaz, kalemin izini bırakmaz. Yetmedi, üç parça ispirtolu kalem veriyorum. Sizi bunlarla göndermiyorum efendim, üreticiyle anlaşma yapmaya gitmişken fabrikanın bir yıllık üretimini satın aldım, bu kurşun kalemleri de veriyorum. 2B kurşun kalemlerle en güzel resimleri siz yapın, kalemtıraşsız olur mu efendim, bir de kalemtıraş var yanında. Bakın çocuklarınıza 0,5 milimetre uçlu kalem de bu setin içinde benden size hediye, alın size kalem uçlarını da veriyorum. Evet efendim denemek, bakmak serbest, toplam 18 parça! Hemen getiriyorum, bir saniye hanımefendi geldim, batan geminin malları bunlar, kalmasın, stoklarla sınırlı efendim, evet ağabeycim sana da veriyorum, çocuğunu sevindir!” Emeklilik için de aynı strateji yaklaşık olarak geçerli desem, bana inanır mısınız?          
“Bana üç tane emekli maaşı yetmez, daha fazlasını isterim.” mi diyorsunuz? Aman ne güzel, siz bedelini ödemeye razı olduktan sonra benim için hiçbir sakıncası yok, devam edelim. Sosyal güvenlik sisteminden emekli oldunuz, maaşınızı alıyor ve sağlık imkanlarından faydalanıyorsunuz. Hayat sigortanızdan ve bireysel emeklilik sisteminden de emekli oldunuz, toplam üç emeklilik maaşı alıyorsunuz ya da bunlardan ikisini emekli maaşı olarak alıyorsunuz ve birinin parasını toplu olarak çekip yıllardır hayalini kurduğunuz ve emeklilik yıllarını geçirmek istediğiniz dağ evini satın aldınız. Daha fazlasını nasıl yapabilirim, diye düşünüyorsunuz. Gayri menkul ile yolumuza devam edelim.
Gayri menkul, bireysel yatırımcılar açısından, ülkemizin istatistikleri göz önüne alındığında son 50 yıldır en fazla kazandıran yatırım aracıdır. Emekliliğinize gayri menkulün nasıl bir katkısı olabileceği düşünüldüğünde, akla ilk gelen kira gelirleri oluyor. Kira geliri elde edebileceğiniz en yaygın iki gayri menkul çeşidi de konut ve işyeridir. Konut ve işyeri yatırımlarının avantajları ile dezavantajlarını, ilgili bölümde sizinle paylaştım. Size bu konuda iki yaklaşım sunacağım. Eğer kendinize ait bir eviniz yoksa, konut sahibi olmayı düşünüp, kiracı olduğunuz yerden daha yüksek bir meblağa kiraya verebilir ve gelir elde edebilirsiniz. Ayrıca kiracısı olduğunuz ev sahibiyle aranızda bir anlaşmazlık çıktığında kendi evinize yerleşme imkanına da sahip olursunuz. Kendinize ait bir eviniz varsa, kira getirisinin yüksek olması ve emekliliğinize azami katkıyı sağlaması için işyeri yatırımı yapmak daha makuldür. Kiraya verdiğiniz mülk işyeri ise hem daha yüksek kira getirisi elde edebilir hem de kirasını daha düzenli ve zamanında tahsil edebilirsiniz. Bu da sigortalarınızdan elde edeceğiniz emekli maaşınız kadar, hatta daha fazlası bir getiriye sahip olmanızı sağlayabilir.
Emekliliğiniz için daha da fazlasını yapabilirsiniz. Eğer emekli olduğunuz yaşı kendinize yakıştıramıyorsanız, emeklilik sonrasında ikinci bir kariyere başlayabilirsiniz. Bu kariyer uzmanlık sahibi olduğunuz alanda firmalara danışmanlık vermek olabileceği gibi, yeni bir sektöre de girebilirsiniz. Her iki durumda da kazanan siz olursunuz, ama bu şıkkı seçersiniz getireceği zahmete ve stresli iş temposuna dayanmanız gerekir. İkinci kariyer muhakkak çalışmanız gerektiği anlamına gelmez. İkinci bir kariyere emekli olduktan sonra, ya da emekli olmanıza yakın bir zamanda bir firmaya ortak olarak da başlayabilirsiniz. Siz sermaye koyarsınız, ortaklarınız da emek. Böylece güvenilir bir iş ortaklığı tesis edip büyüme potansiyeli taşıyan bir iş kurarsanız, sermayenizin karşılığı olarak yapılan işlerden aylık bir kâr elde edebilirsiniz. Riskin derecesini biraz daha yükseltmek isteyenler varsa, emekli olduktan sonra kendi işlerini kurabilirler. Bu durum yoğun çalışmanızı gerektirecektir ama kendinize ait bir iş kurar ve bu işi büyütmeyi başarırsanız, sizden sonraki nesle, çocuklarınıza ve torunlarınıza da geçim kaynağı olabilecek bir miras bırakabilirsiniz. Bu durumda iyi bir emekliliğe sahip olmak ve nakit sıkıntısı çekmemek için gerekenleri aşağıdaki şekilde kısaca özetleyebiliriz:

  • Emeklilik yıllarınızda daha az harcayın.
  • Emekli olmadan önce daha fazla birikim yapın.
  • Emekliliğinize yatırım yapın.
  • Emekliliğinizde ek gelir elde etmeyi düşünün.

Emekli olmak konusunda oldukça fazla seçeneğe sahibiz. Bütün bu seçeneklere sahip olduğumuz bir ülkede yaşadığımız için kendimizi şanslı saymamız gerektiğini düşünüyorum. En doğru emeklilik seçeneği kişiden kişiye değişebilir. Nasıl emekli olabileceğinizi öğrendiniz, eğer hala şansa ihtiyacınız olduğunu düşünüyorsanız, iyi şanslar…
Sözün Özü: Bir milyoner olmak istemiyorum, sadece bir milyoner gibi yaşamak istiyorum.
Eski Bir Deyiş

 

------------------------------
Makaleler
------------------------------
hakan@hakanturgut.com